Daha düne kadar Doğu Türkistan ismini zikretmekten imtina eden ve zikredildiğinde “çeşitli baskılar var” diyerek “Şincan” olarak düzeltme yapanlar, bu üzücü olaylardan sonra kamuoyunun oluşmasıyla Doğu Türkistan ismini kullanmaları tarafımızdan sevinçle karşılanmaktadır. Düşünebiliyor musunuz durum aslında ne kadar vahim? Bunların ispatı gerektiğinde ifşa edilecektir.
Komünizmin baskısından bunalan ve yaklaşık 60 yıl önce 18.000 kişi olarak mecburi hicrete başlayan ve Türkiye’mize 1852 kişi olarak ulaşan Doğu Türkistanlı muhacirlerin ikinci nesil jenerasyonu olarak bizler Türkiye’mize sonsuz minnet borcu olduğumuzun bilincindeyiz. Fakat unutulmamalıdır ki, bu minnet borcu, bizlerin haklı beklentilerini asla susturamayacaktır.
Komünist işgalin üzerinden geçen 60 yıl içerisinde Doğu Türkistanlıları asimilasyon politikaları ile inim inim inleten Komünist Parti Başkanı’na altın tabancanın hediye edilmesi, bir gece genelgesi ile Doğu Türkistan bayrağının ve sloganlarının yasaklanması bizleri ciddi anlamda üzmüştür.
Doğu Türkistan’da cereyan etmekte olan olaylar aslında kısa aralıklarla tekrarlanan hadiselerdir. İletişimin bu denli ilerlediği son yıllarda sinsi Çin yönetimi bu son olayı gizleyememiş, tabiri-caizse ağız tatlarınca katliamlarını tam yapamamışlar olacak ki en az 500 şehidimiz vardır. Rakamlar Urumçi için geçerlidir. Olaylar diğer şehirlere de sıçramış olup, şehit sayımızın tam olarak ne kadar olduğunu bilmemekteyiz. Şu an Doğu Türkistan bölgesini elinden geldiğince tecrit ederek kah Han Çinlilerince kah askerleriyle kah polisleriyle Doğu Türkistan’da etnik temizlik yapmaktadırlar. Bilmekteyiz ki bu işler de çok becerikli ve titizdirler. Yumuşak ipekli, güler yüzlü bu sinsiler, kendi toprağımızda bizleri azınlığa düşürerek emellerine kavuşmak istemektedirler. Bizler azınlık bir grup değiliz. Bizler Doğu Türkistan’ın gerçek sahipleriyiz.
Türkiye’nin 2,5 katı genişliğinde olan Doğu Türkistan, yer altı kaynakları bakımından Çin’in hiçbir bölgesinde olmayacak derecede zengindir ki, işgalleri için başka neden aramaya gerek yoktur. 30.000.000 gibi tahmin ettiğimiz nüfusumuzun tabii ki hasletleri vardır. Yaşanmakta olan menfur olaylar aslında tamamen hürriyet hasretindendir. Filistin davasına sahip çıkan Hükümetimizden şu ana kadar --hangi sebeple bilinmez ama-- halen bir açıklama gelmemiştir. Filistin davası da elbette bizimde davamızdır. Çünkü her şeyden önce insan ve Müslüman kardeşlerimizdir. Peki Doğu Türkistan davası nedir hiç düşündünüz mü? Onlar Müslüman ve Türk; her şeyden önce insan değiller mi? Yoksa onlar uzaylı mıdırlar? Hani bir tabir vardır “Titreyip kendimize gelelim” lütfen. Artık şu 30 milyonluk Doğu Türkistanlı kardeşlerimiz için ne yapabiliyorsak yapalım.
Kardeş Türk Cumhuriyetleri’nin ağabeyi konumundaki Türkiye’mizin mazlum ve mağdur davamıza kayıtsız kalmayacağı inancımızı koruyor ve halkımızın beklentisinin de Türkiye’nin olaylara müdahale etmesi yönünde olduğu inancımızı kamuoyu ile paylaşıyoruz.
Saygılarımızla,
DOĞU TÜRKİSTAN GÖÇMENLER DERNEĞİ
YÖNETİM KURULU ADINA
GENEL BAŞKAN
YAKUP CAN








